7 KİŞİLİK KOĞUŞTA 60 KİŞİ! FURKAN HAREKETİ MENSUPLARINA CEZAEVİNDE KÖTÜ MUAMELE SÜRÜYOR!
İstanbul’da 30 Ağustos’ta düzenlenmek istenen basın açıklamasına katılmak üzere Saraçhane’ye gitmek isterken gözaltına alınarak tutuklanan Furkan Hareketi mensuplarından Mahsun Eryılmaz, Silivri Cezaevi’nden eşiyle yaptığı telefon görüşmesinde cezaevindeki koşulları anlattı: “Resmiyette 7 kişilik koğuşta şu an 60 kişi kalıyoruz. Koridorlarda bile yatanlar var.”
İstanbul’da Alparslan Hoca, Semra Hocahanım ve diğer tutuklu Furkan Hareketi mensuplarının haksız tutukluluklarını protesto etmek ve kamuoyu oluşturmak amacıyla 30 Ağustos’ta düzenlenmek istenen basın açıklamasına katılmak isteyen Furkan Hareketi mensupları gözaltına alınarak tutuklanmıştı.
Mahsun Eryılmaz ve beraberindeki Furkan Hareketi mensupları, valilik tarafından basın açıklaması yapılacak yer olarak belirlenen Saraçhane Parkı’na gitmek üzere Fatih Camii’nden çıktıkları sırada polis tarafından engellenmişti.
Eryılmaz’ın aktardığına göre, Saraçhane’ye gitmelerine izin verilmemesinin gerekçesi boyunlarında bulunan atkılar olarak gösterilmiş, herhangi bir resmi belge gösterilmemesine rağmen cami çıkışında gözaltına alınmışlardı. Daha sonra mahkemeye sevk edilen Eryılmaz ve beraberindeki 8 Furkan Hareketi mensubu tutuklanarak Marmara 1 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderilmişti.
“7 KİŞİLİK KOĞUŞTA 60 KİŞİ KALIYORUZ”
Yaklaşık 30 gündür tutuklu bulunan Mahsun Eryılmaz, cezaevinden eşiyle gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde koğuşlardaki aşırı yoğunluğa dikkat çekti.
Eryılmaz, “Bizim olduğumuz koğuş resmiyette 7 kişilik, biz şu an 60 kişi kalıyoruz. Koridorlarda bile yatanlar var.” dedi.
Koğuşların dar ve aşırı kalabalık olması nedeniyle ortamın havasız kaldığını belirten Eryılmaz, camların sürekli açık tutulması gerektiğini, havaların soğumaya başlamasına rağmen şimdiden hasta olan tutuklular bulunduğunu aktardı.
Eryılmaz’ın aktardığı diğer sorunlar ise şöyle:
Aşırı kalabalık nedeniyle bazı tutuklular tuvaletlerin hemen yanında yatmak zorunda kalıyor.
Hastaların ihtiyaç duyduğu ilaçlar talep edilmesine rağmen reçetelere çok geç dönüş yapılıyor.
Yemekler çok kötü oluyor ve çoğu zaman yiyilmeyip dökülüyor.
Furkan Hareketi mensuplarının 7 kişilik koğuşta 60 kişi tutulması, insanların koridorlarda ve tuvalet dibinde yatmaya zorlanması, havasız ve sağlıksız ortamlarda yaşamaya mecbur bırakılması insan onurunu hiçe saymak ve temel insan haklarının açıkça çiğnenmesi anlamına geliyor.
Tutukluların sağlığını ve insanlık onurunu tehdit eden bu uygulamalar, cezaevlerinde kötü muamele ve hak ihlallerinin sürdüğünü bir kez daha ortaya koyuyor.
MAHSUN ERYILMAZ’IN CEZAEVİNDEN GÖNDERDİĞİ MEKTUP
Mahsun Eryılmaz, Marmara 1 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nden kaleme aldığı mektubunda ise 30 Ağustos sürecini ve tutuklanmalarını anlattı:
“Selamun aleyküm; Ben Mahsun Eryılmaz. Marmara 1 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevinden yazıyorum. Ben ve 8 Furkan Hareketi mensubu kardeşimizle burada 30 gündür tutukluyuz.
Suçu tevhidi anlatmak olan ve hükümetin Firavun kırıntılı despot tavırlarını eleştiren söylemlerden dolayı yalan, iftira, algı operasyonlarıyla Alparslan Kuytul hocamızı, eşi Semra Kuytul hocahanımı ve diğer Furkan Hareketi mensuplarını haksızca tutuklamalarından dolayı kamuoyu oluşturmak maksadıyla basın açıklamasına katılmak istedik.
30 Ağustos tarihinde ikindi namazından sonra düzenlenecek olan basın açıklamasında bulunmak maksadıyla, valilik tarafından izin verilmiş olan Saraçhane Parkı’na gitmek üzere Fatih Camii’nden çıkış yaptık.
Polis memurları valilik tarafından basın açıklaması yapılacak yer olarak tayin edilen Saraçhane Parkı’na gitmemize müsaade etmediler. Bunun sebebini sorduğumuzda ise boynunuzda olan atkıdan dolayı, dediler. Biz atkının suç olmadığını defalarca söylememize rağmen ellerinde de hiçbir resmi belge olmaksızın cami çıkışında gözaltına alınıp tutuklanmak üzere mahkemeye sevk edildik.
Ülkemizin muz cumhuriyetine döndüğü, kanunların hiçe sayıldığı, adalet bakanlığının zulüm ve keyfi bakanlığına döndüğü bu dönemde olmak utanç vericidir. Basın açıklaması suç değildir. Haklarımızı talep etmeye devam edeceğiz. Hapisle korkutulacak insanlar değiliz. Fikirleri ve düşünceleri olmayanlar yalanlarla, iftiralarla baskı ve tehditlerle bizi susturmaya çalışıyorlar. Susmayacağız. Allah mutlaka zalimlerin hakkından gelecektir."